Bilinçdışının kabulü ve psikoterapi
5497 Kere Okundu

 

agah aydın

 

 

 

Bilinçdışının kabulü ve psikoterapi

.

Bilinçdışının varlığını kabul etmek, insan yavrusunun dürüst ve masum olduğu safsatasından da vazgeçmek anlamına gelir.

Ego bilinçdışının varlığının en somut kanıtıdır. Ego olmasaydı ne mi olurdu? Yüz yüze bakamazdık. Çünkü hakikatimiz ortaya dökülürdü.

Egonun temel işlevi, şiddet (agresyon) ve cinsellikten oluşan insan hakikatinin (truth) reddidir.

Ego,gerçek karşısında öznenin kendisini imgesel olarak nesneleştirmesidir Bir yanıyla gerçek’in dayanılması güç acılarına geçirilen maskedir. Ego, inkâr yoluyla insanları Gerçek’ten korur. Başka deyişle insan, gerçekle karşılaşmamak için özgürlük ve özerklik illüzyonunun kölesi olur.

Başkalarının gözünde sürekli kurulup dağılan bir yapı olarak ego hiç bir zaman bütün veya özerk olamaz.

Ego’nun durağan veya bütün olmayışı insan yavrusunun giriştiği ‘gösteri’nin durmaksızın ve ölüme değin sürdüğünün, süreceğinin de kanıtıdır.

Ego’nun ne olduğunu bilmek “egosu yüksek olmak, egolu olmak” gibi yerli yersiz yanlışlara düşmekten kurtarır.

Ego iyi bir şeydir: hele bir de işlevi hakkında, kendimizdeki işleyişi hakkında fikrimiz varsa tadından yenmez…

Bilinçdışının kabulünün önemide buradan geliyor; kendi hakimiyet arzusundan vazgeçmek ve yeni bir etik geliştirmek için yollara düşmek…

Sonuç olarak bilinçdışının kabulü ve bu kabulün bir yolu olarak psikoterapi, bir hakikat ve etik arayışı olarak tanımlanabilir.

.

Agah Aydın