Psikoterapi -den Edebiyat -a aforizmalar
16463 Kere Okundu

Dr. Agah Aydın / Psikoterapist / Psikiyatrist

 Aforizmalar

Agah Aydın

——————————————————————————————

Öykü ve yazılarımdan alıntılar:
*************************
Bir insan hakkındaki en geçerli bilgi, onun sizinle kurduğu ilişki ve bu ilişki içinde yaptıklarıdır; başkalarından duyduklarınız değil.
****
Yaşadıkları değil, yaşamadıkları şeyler hakkında daha çok şey biliyor insanlar.
****
Korkaklar ve sosyopatlar yalnızca korktuklarında ve çıkarları olduğunda özür dilerler. Gerçekten özür dilemeleri gerektiğinde ise suçlarlar.
*****

Özçekim işine kötü demek kimseyi daha karakterli yapmaz.
İcabında çok da eğlencelidir.
Gerçi bazı insan öylesine çekilmezdir ki onu kimse çekemez, bazen kendisi bile!

Neticede özçekim, kendine bakma cesareti olanların katlanabileceği bir ıstıraptır. Yapamam diyorsan anlarım!
Bence dene! Kasıntın azalır!

****
Anda kalamayan insan yavrusu iyi gömülmemiş bir ölünün hortlaması gibi her anını saplantıyla fotoğraflayıp saniye saniye yaşayabiliyor ancak!
****
İyi veya kötü insan yoktur! Beraber birşeyler içtiklerimiz ve diğerleri var. Neticede kimse sanıldığı kadar iyi, bilindiği kadar kötü değildir.
****
Yaşam ideal ilişkiye ‘ulaşma’ arzusunun her seferinde oluşturacağı boşlukla malül ve mamüldür.
Bu nedenle daima hayal kırıklığıyla ilerler.
*****
Mağdurun dile getirilemez acısını anlamlandırabilen tanık azdır, çünkü bu dile getirilemez anlama o tanığın bastırılmış acıları da eklenir.
****
İnsanların zevkleri,kültürleri, bedenleri ve hatta ruhları bile aynılaştı;adaleler şişik, sinirler gergin! Sanırsın özgürlük üniforma giymiş!
****
Artık her şey sezonluk; kitaplar, filmler, aşklar, dostluklar,iyiler, kötüler..iktidar her değiştiğinde değişen katiller ve başarılar bile.
*****
Herkes herkese benziyor artık! Tokyolular, Londralılar, İstanbullular birörnek giyiniyor, birörnek spor yapıyor. Giderek tekleşip azalıyoruz!
*****
Anda kalamayan insan yavrusu iyi gömülmemiş bir ölünün hortlaması gibi her anını saplantıyla fotoğraflayıp saniye saniye yaşayabiliyor ancak!
****
Ve artık hakikatlerin tek düşmanı olan unutkanlık dışında her şeyin kullanım süresi kısaldı;her gün bir yenisine başlanan bağımlılıkların bile…
****
Gençlik birçok özelliğini zamanla yitirir zira ben onun zamana direnebilecek temsilcilerine yani endamına, duruşuna, bakışındaki samimiyete aşığım.
****
Çok güçtür uyanık durmak, televizyon karşısında bir politikacının başka bir politikacının yalanlarını yalanlarken söylediği yalanları dinliyorsanız!
*****
Edebiyat herkese gereken cevabı bir gün verecektir; politikaya, bilime ve onların tüm melek yüzlü şeytanlarına!
****
İnsan kendisinden üstün olanlardan değil birlikte çırpındıklarından daha çok şey öğreniyor.
****
O da bir yalancıydı, ancak okumuş etmiş bir sahtekâr olarak malzemesini daha iyi işliyordu. Neticede hiçbir maske gerçeğin yüzünü değiştirmez.
*****
Eskiden şarlatanlar gerçek hastalıkları tedavi etmeye çalışınca cezalandırılıyorlardı, şimdi ise uydurduklarını tedavi edip itibar kazanıyorlar!
****
Başkalarından daha fazla acı çekmekle övünen yazarların, şikayet ederek siyaset yapan iktidarların, kavuşamamayı aşk sanan şairlerin hepsi aynı ülkeye mi düşer?
Ne bahtsızsın sen Anadolu!
****
Az gelişmiş bir ülkede öfkeye bulaşmadan yazmak ne zor şeymiş Borges!
*****
Bir eksiklik vardı hayatlarımızda yaz yağmurları yerine asitli sularla yıkanan şehirli ağaçlar gibi!
****
O günlerde genç kuşak büyüklerine ve politikacılara inanmıyordu, yaşlı kuşağa saygının her türü ortadan kalkmıştı. Her şeyi anlamışlardı! Baştakilere sarsılmaz bir inançla boyun eğerek dünyayı yaşanmaz hale getiren ana babalarına tiksintiyle karışık bir öfke duyuyor; eski olanı, geleneği, öyle büyük bir hızla parçalıyorlardı ki yaşlılar yaşlı olmaktan utanıp onlar gibi giyinerek, onlar gibi konuşarak büyük bir tutkuyla genç olma hırsına kapılmışlardı.
****
Dünyanın en dürüst canlısı insan bedenidir! O, istemeden katlandığı ilişkileri kusar, yanlış insanlarla temasta kaşınır, sevmediği işlerde uyuklar!
****
Geçmişe göre insan bedeninin daha özgür olması kendi gençliklerinde bu özgürlüğü kaçıran kimi yaşlı beyinlerde haset duygusuna neden oluyor!
****
Bir ilişkide en az iki “taraf” vardır ve bu yüzden her ilişkide çatışma olur; o ilişkiyi taraflarla tartışmak ise çoğu kez anlamlı değildir.
****
Pek çok kişi her gün her yerde olan yalnızlık, ihanet, ölüm ve hastalık gibi olayları aileden sayılan birinin başına gelmedikçe kavrayamıyor ya da etkilenmiyor!
*****
Neticede insansın, bu türlü tuhaf hallerin nedendir?
****
Sandıklarıyla hareket eden insan, keşke kurtulabilseydin o yüklerinden! Bütün yanılgılarını, paralarını, seçtiklerini sakladığın o sandıklarından!
****
İyi birine benziyordu ama, öyle akademik bir dil kullanıyor öyle hatasız görünüyordu ki samimiyetsiz bir sahtekâr olduğunu hemen anlardınız!
*****
O günlerde, Bağdat’ın bombalarla yerle bir olduğunu, yaralılar daha yerde yatarken öğrenebiliyor, komşularımızın cesetleri kokmadan öldüklerini anlayamıyorduk!
*****
Reklamlarda; satın alabilecek durumda olmak cinsel bakımdan istenir olmakla aynı şeymiş gibi gösterilir ve bunun yanlış olduğu bir yana yalnızca bir tuzak olduğu herkes tarafından bilinir. Ancak bu bilgi bizi bu tuzağa düşmekten korumaz, yalnızca, düşenleri küçümsememize yarar.
****
Sık sık kendini arayan yazar, şair ve onları taklit eden okurlar görüyorum. Bulamayacaklar! Çünkü o dedikleri şey aranmaz, oluşturulur!
******
O kentte Adalet diye kıymetli bir zat vardı ve öyle sıkı korunurdu ki ne Sarayının içinde, ne de dışında, halktan biri onu hiç görmemişti.
****
Söz bilgiyi hep yeniden ürettiğinden, her seferinde hakikatten bir kez daha uzaklaşır. Belki de sözün hiç olmamasıdır hakiki selamet! Şiir ise mümkün olan en az sözcükle kurulduğundan, sözden uzaklaşıp gerçeğe yaklaşır, hatta, dokunabilirse gerçeğe yürekleri titretir.
***
İki kişi bir araya gelince heyecanlanan, telaşlanan, korkan, korkusunu bastırmak için gördüğü her anahtar deliğine gözünü dayayan meraklı kişiye devlet adamı denir.
****
Moebius (Möbius) Şeridiİki insanın bir araya gelmesinin bir yolu var mıdır?

Meydanları yıkmayın efendiler! İnsan insanı görmeden, ona dokunmadan, onu duymadan insanlaşamaz!

İnternet büyük bir meydandır ve diğer tüm meydanlar gibi insanın insan olması için ötekine dokunabileceği en gerçek mekânlardan biridir.
****
****
O kentte:O kentte insanlar ruh ikizi diye bir heyhula ile karşılaşmak için harcadıkları zamanı kendilerini tamamlamak için kullansalardı, öteki yarıları şimdiye kadar çoktan bulmuş olurdu onları!O kentte bedenin tüm arzularına yasak koyan, çıkartılarına pis diyen ve onun tüm yalvarmalarına kulak tıkayan insanlar vardı ve akılları başka başka akıllara esir düşmüştü.O kentte öyle hünerli insanlar yaşardı ki bir kadının topuklarına bakarken memelerini görür, sonrada gördüklerine dayanamayıp o kadınlara tecavüz ederlerdi!O kentte insanlar duygulanınca bir aydın kadar iki yüzlü davranır, turistleri görünce bir politikacı vicdanı kadar kötü kokarlardı!O kentte insanlar yalnızca beyinlerine güvenir ve mantık evliliği yaparlardı. Az kullandıkları bir organa bu kadar güvenmeleri şaşırtıcıydı.O kentte insanlar safça birbirlerine ve kendilerine inanır sonrada kızın para için seviyormuş gibi yaptığını, esas oğlanın da kimi erkeksi hevesleri için kızı oyaladığını öğrenip üzülürlerdi kendi sonlarının böyle olmamasını dileyerek filmin sonunda.O kentte hep örtülüydü etin sömürüsü, anguslar serbest dolaşıma girmeden evvel. “Temeli” olunca “adalet”, ilelebet “mülktür” artık “et”! Bazan siyasal, bazan dinsel, ama hep örtülü ve vahşiydi erkeğin kara tecavüzü etin beyazına.Aradan seksen “Yeşilçam Yılı” geçmişti. O kentlilerde geçmeyen tek bir şey vardı; bu esas oğlanlar ve kızlar politikacı kılığına girip de kendilerine para ve et için yaklaşınca o madrabazları yine tanıyamıyorlardı!
***
***
Hakiki acılarla başa çıkabilmenin en kolay yolu unutmaktır. Sürekli canı yakılan bir toplumu unutkanlığından dolayı suçlamak ise insafsızlıktır.
****
Artık insan yavrusuna tüketici deniyor; kazan, harca, haz al! Bu ‘geri dönüşümsüz’ psikopati onu dönülmez akşamın ufkunda ‘ruhsuz’ bıraktı!
****
Yalnızca pazarlanabilir beceriler için çocuklarına aferin diyen ebeveynler, kariyer planına engel teşkil ettiklerinde o çocuklarca satılırlar!
*****
Sanal ilişki diye bir şey yoktur. Her ilişki gerçektir ve gerçek ilişki de temelde bir yanılsamaya dayanır: gönül ota da ……
*******
Yaşlılık zurnanın son deliği olarak melodiye olgunluk kazandırmanın keyfini çıkarmak yerine, yerli yersiz zortlayıp gençlerin ritmine sıçmak değildir.
*****
Zihniyeti kılıfla gizleyemezsiniz! Hangi kılığı giydirirseniz giydirin, o kendine çıkacak bir delik buluyor, hele bir de bozuksa!
*****
Aşk onu yaşamayanın, yaşayamayacak olanın bilemeyeceği, idrak edemeyeceği bir duygudur ve aslında aşk yoktur diyen de haklıdır!
****
Herkese bu kadar acımasızca saldırmanızın nedeni herkesin yaşadığından daha derin acılar çekmeniz belli ki! Niye bu kadar acı çektiğinizi biliyorum, tepeden tırnağa gömüldüğünüz günahtan ziyade diğerlerinin tertemiz kalışına dayanamıyorsunuz.
*****
İNSAN İÇİN HAYATIN ANLAMI:
Eksiklik duygusundan kurtulma ya da hayat üstünde etkili olduğunu görme çabasıdır!İlk çağlarda doğal afetlerin doğaüstü güçlere atfedilmesi korkuyu, modern zamanlarda bilimin bunları kontrol etme hevesi insanın hayatla ilgili yanılsamalarını arttırdı.Hayatın anlamı konusundaki şüphelerini bir türlü yenemeyen büyük insanlık, her seferinde en başa dönüp kolaylıkla hükmederek, üstünde etkili olabileceği hem cinslerini yok etmek için savaşmaya ve kendini yiyip bitirmeye devam etti;tıpkı yaşamı üzerinde söz sahibi olamayınca üstünde etkili olabileceği tek şey olan bedenine yönelip onunla uğraşan, zayıflayarak kendini öldüren ve bir şekilde kontrol etme dürtüsünü tatmin edip eksiklik duygusundan kurtulmaya çalışan anorektik bir insan gibi.
*****
İnsan gizli kalmış bir yetenek, üstün bir zekâ sahibi olduğu duygusuna kapılabilir ve bu yetenekli zekâ o duygudan başka hiç bir belirti göstermiyorsa, o kişinin rahat yaşamaya kararlı, kör bir beyni var demektir.
****
Kimi erkekler için kadınların ne istediğini anlamak mümkün değildir! Bu önerme, kadınların anlaşılmaz varlıklar olduğunu değil, o erkeklerin anlayışsız olduğunu düşündürür daha çok! Eğer bunu söyleyen bir kadınsa, yalnızca o kadının ne istediğini bilmediği anlaşılır.
****
RÜYALAR NASIL YAPILIR?

“Politikacılar rüyalarını gerçekleştirebilmek için oy isterler! Oysa bir insanın rüyası uyumadan önce yaşadıkları, yaptıkları, gördükleri ile yapılır, gelecekte yapacakları ile değil!”
Toplumsal bir felaketi anlamak için; onun yarattığı bireysel suçlulukların gölgesinde psikopatik kusmukların didiklenmesi en son iştir! Yoksa, hem “mutluluk taciri” hem de müşterisi için yenilginin kederi, solucan arayan tavuğun bokunda boncuk bulmasından beter olur.
****
O kentte her şey alınıp satılırdı. Mutluluk bile! Ama huzur yoktu. Çünkü, O’nu kendi aralarında değil, kurnazlık dolu paketlerde aramışlardı.
****
Kimisi para gibidir, yalnızca varken değersiz olduğu anlaşılabilir. Yokluğu ise çoğunlukla yanıltır! Kimisi de sağlık gibidir, yokluğunda anlaşılır kıymeti.
****
Biliyor musun ne diyorlar?  İnsanı ele verenin ne söylediği değil, nasıl söylediğidir diyorlar! Ve sen istemezsen bu konuda sana yardım etmek ondan da zordur diyorlar!
******
Toplumu bu hale nasıl getirdik yerine toplum nasıl bu hale geldi diyen yöneticiye dangalak, senin yüzünden demeyen sosyoloğa da gerzek denir.
***
Zekâ ve akıl bir insanı daha onurlu daha ahlaklı yapmaz. Ancak ikisinden de yoksunken kurnazlık yaparsan rezil olursun!
****
… Ne yazık ki ülkemizde, bir de kendi ahlaki değerlerini (ahlaksızlığını ya da sapkınlıklarını da diyebilirdim) psikoloji suyuna batırıp servis eden pişekârlar var.
****
Ruha kıvamını veren hammaddesi değil, nasıl pişirildiğidir.
****
Bedenin tüm arzularına yasak koyan, çıkartılarına pis diyen ve onun tüm yalvarmalarına kulak tıkayan bir akıl başka bir akla esir düşmüş demektir. Bu esaretten kurtulmaksa imkânsızdır; hep vicdanınla bedenin arasında kalacaksın, tam da sidikli Naringül’ün toprağa karışmadan dinmeyecek ıstırabı, hiç tamamlanamayacak olan eksiği gibi!
Zorda kalınca bedenine kulak ver! Dünyanın en ‘dürüst canlısı’ insan bedenidir! O, istemeden katlandığı ilişkileri kusar, yanlış insanlarla temasta kaşınır, sevmediği işlerde uyuklar! İnsanın gerçeği (özü) tıpkı aşıkken çıkmak için çırpınan duyguları gibi geldiğinde de unutulan, şaşırılan, utanılan yani söze düşmeyendir.
****
Kavgalarda insanların güçlü duyguları alabildiğine uzun sürmez ancak krizden beslenenler bunu iyi bilirler ve sürekli “doping” yaparlar.
****
Söz altındır. Kendisiyle birlikte yeni bir iktidar üretir ve onun manipülasyon aracına dönüşür. Sükût ise Rus parasıyla beş kuruş etmez.
Ancak, çil çil altınlara kanmayıp sükût etmiş bir gazeteci olsaydınız, bugün sözlerinizden çark etmek zorunda kalmayacak, elmas gibi pırıl pırıl bir onurunuz olacaktı.
***
Bugün bayram, tüketim hapishanelerinde şenlik var.
Bir gardiyana;
-Mahkumlar en çok ne alıyor? dedim,
-Mutluluk tellallarının yalanlarını! dedi.
****

O kentte politikacılar aynı cins kumaşlara farklı farklı rozetler takardı ve birini dinleyen ötekilerini de dinlemiş gibi olurdu.

****
Film bittiğinde sokağa çıkarsın birden her şey eski boyutlarına döner. Kendi filmin dışındakilere de bak aynada! Sanat seni iyileştirir!
***
“Aşk ciddiyet ve sadakatle öpülmek ister, yoksa, geldiği gibi çekip gider…”
****
“Düşünmek istediğinde gözlüklerini çıkarır ve gözleri görmez olurdu. Kör gözlerle düşündüklerini meclis kürsüsünden söylemeye başlayınca ne kadar gözü kara ve acımasız olabileceğini duyduk, ancak, bu fikirleri uygulayacak kadar zalim olacağı hiç birimizin aklına gelmemişti.”
****
“Dünyanın en dürüst canlısı insan bedenidir! O, istemeden katlandığı ilişkileri kusar, yanlış insanlarla temasta kaşınır, sevmediği işlerde uyuklar!” (On yedi numaralı daire ıslanıyor- Agah Aydın)
***
“İktidar dürüstlük dışında her şeye sahipti: Zekâ, kurnazlık, para ve hatta bir miktar da bilgelik! Bu nahoş isimli karakterin böyle olmasının en son kanıtı da bir yağmurla felç olan İstanbul’du!”
***
“Bedenin tüm arzularına yasak koyan, çıkartılarına pis diyen ve onun tüm yalvarmalarına kulak tıkayan bir akıl başka bir akla esir düşmüş demektir.”
***
“İnsanın gerçeği (özü) tıpkı aşıkken çıkmak için çırpınan duyguları gibi geldiğinde de unutulan, şaşırılan, utanılan yani söze düşmeyendir.”
***
“Nasıl yapacağını bilseydin, eminim pek çok kişi gibi sende insanlardan nefret etmez hatta çok severdin. Belli ki seni seven anne sevmesini bilememiş!”
***
“Ruh ikizinle karşılaşmak için harcadığın zamanı kendini tamamlamak için kullansaydın, öteki yarın şimdiye kadar çoktan bulmuş olurdu seni.”
***
“Kötü günde yanında olanlar arasında sana acıyanlar ya da ne kadar iyi durumda olduklarını görüp rahatlamak için gelenler de vardır. Bir faciayı görmek ve kaza yerinde olmak için her insan kendine bir neden bulur. İyi günde yanında olabilenler ise yalnızca senin için oradadırlar. Sana haset etmeden sevincini paylaşabilenlere dost diyebilirsin, çünkü onlar, zor günde de nerede duracaklarını bilirler. Ama o gün sen onları eyyamcılardan ayıramayacaksın!”
***

“İnsan karşısındakinin arzusunu arzular ve nevrotik (yaralı normal) olmasının nedeni budur. Değilse, ya psikotiktir (akıl hastası) ya da ölmüştür.
Bir başka deyişle nevrotik insan, ötekinin meylinin müptelasıdır. Ve dünyanın bütün hekimleri gelse bu müptela iflah olmaz bir berduştur, ötekinin yüreğinde tüneyecek bir sokak arayan!”

(On yedi numaralı daire ıslanıyor- Agah Aydın)

***

“Birini sevmek anlaşılmaz bir şekilde o birinde, ondan daha fazla bir şeyi sevmektir ve bu, her ilişkide hayal kırıklığı olduğunu doğrular. İşte yalnızca bu kırıklığın kabullenildiği ilişkiler sürer.”

***

“…bilim denen şey, kolaj, pastiş ve paralojistik yığınlara dönüştüğünden, artık diğer bilgi türleri arasındaki ayrıcalıklı yerini kaybetmiştir. örneğin edebiyat gibi bir dil oyunu olsa da ondan farklı olarak “estetik hazza yönelik güvensizliği” nedeniyle; kesip-yapıştırdıklarıyla onu oluşturan “köstebeklerin” bile bakamayacağı kötü kokulu bir çöplüğe benzemektedir…”

***

Bir şey keşfetmedin beyim, hayat adil bir yer değildir ki,adil olması için çalışılan bir yerdir! Yakınma sus! Ya da yeni bir şey söyle bize!

***

“Diyorsun ki -Hep başkaları suçlu, hep başkaları çıkarcı, hep başkaları hilekâr. Demek ki sen müthiş bir adamsın! Öyle mi?Bu mudur, sözünün özü!”

***

Nasıl yapacağını bilseydin eminim pek çok kişi gibi sen de insanlardan nefret etmez hatta çok severdin. Belli ki seni seven anne sevmesini bilememiş.

****

Toplumu nasıl bu hale getirdik yerine toplum nasıl bu hale geldi diyen yöneticiye dangalak, senin yüzünden demeyen sosyoloğa da gerzek denir.

****

O günlerde, aydınlar Twitter’da önceden haber verdikleri acıları halkla paylaşmış olmanın iç rahatlığı ile yetinirlerdi.

*****

İKTİDARA TESLİMİYETİ TAM OLAN ÖZDE “SAĞCI” VE BAŞKA BAŞKA ABİLERE Bİ’AT EDEN SÖZDE “SOLCU” RUHLAR!

Her şey olmasını beklediğimiz ama olmaması gerektiği gibi gidiyor. Az gelişmiş ruhlarla kalabalıklaşmış az gelişmiş her ülkede olduğu gibi; eyyamcıların, yalakaların, sözde gazetecilerin, güya savcıların, iktidara teslimiyeti tam olan özde “sağcı” ve muhalefet yapıyorum yanılsamasıyla başka başka abilere bi’at eden adanmış sözde “solcu” ruhların olması gerektiği kadar çok olduğu bir ülkede olması gerektiği gibi!

İlk aklıma gelen soru;

“sürekli çocuklarına bağırarak ve ağlayarak hayata bağlanan” bu kadınlar ve sırf kendilerini öldürüyor diye fosur fosur sigaraya bağlanan, kendilerine kötü davranacaklarını bildikleri halde sırf umut vaat ediyorlar diye en sefil partilerin en aşağılık adaylarına oy veren, tek övünülecek meziyet olarak “hayatlarını borçlu oldukları ve utandıkları bir aşkla sevdikleri karılarına eziyet etmek” olan bu adamlar olmasaydı, şu adamların bunları yapması mümkün olur muydu?

*****

İktidar dürüstlük dışında her şeye sahiptir; zekâ, kurnazlık, para ve hatta bir miktar da bilgelik!
Bu nahoş isimli karakterin böyle aldatıcı olduğunun en son kanıtı da bir yağmurla felç olan İstanbul trafiği gibi az evvel hikâyesini okuduğun kötürüm Naringül’dür!

Daha doğduğumuz gün kaybettiklerimiz için, yani eksikliğimizi tamamlamak için, hem de neyimizin eksik olduğunu bilmeden ötekine sokulduk. Ötekinin sesinde, teninde, memesinde aradık eksiğimizi… Arzusunda görmek ve tanımak için eksiğimizi, arzusunu arzuladık onun. Onun arzusu bizi biçimlendirdi ama hiç tamamlanmadık, tamamlanamadık. O, bedenimize hükmedebilmek, bedenimizin ürettiklerine sahip olabilmek için korkularımızı yenmek ve eksikliğimizi gidermek arzusuyla kıvranan ruhumuza seslendi. Bizi ikiye böldü beden ve ruh diye… Onun arzusunu arzulayan ruhumuzu yüceltti, kutsal, nurlu saydı; bedenimizi aşağıladı, tehdit etti, sidikli bildi, bildirdi!

Ve ruhumuz bi’at etti otoriteye, içinde yaşadığı bedene ihanet etme pahasına! Otoriteyi görünce altına kaçıran sidikli bir ruhla, her ikisine de asla boyun eğmeyecek olan nurlu bir beden asla uzlaşmamak üzere sonsuza kadar bölünmüş oldular böylece!

*****

…bilim denen şey, kolaj, pastiş ve paralojistik yığınlara dönüştüğünden, artık diğer bilgi türleri arasındaki ayrıcalıklı yerini kaybetmiştir. Örneğin ‘edebiyat gibi bir dil oyunu olsa da ondan farklı olarak “estetik hazza yönelik güvensizliği” ve kesip-yapıştırdıkları ile onu oluşturan “köstebeklerin” bile bakamayacağı kötü kokulu bir çöplüğe benzemektedir…

****

Süper güçler, askerler, politikacılar sürekli bir bilinmezden birilerini, bizi kurtarıyorlar! Sorması ayıp; bizi kurtaranlardan bizi kim kurtaracak?

****

Otuz üç yıldır ‘siyaset’ ile ilişkimiz de korkak ve ürkektik; şimdi ise futbol ve ağaçlar üzerinden kurulan çekingen ve utangaç bir ilişkimiz var.
Çünkü hayatın bir parçası olan bu bilgiyi içimize alamadık, yaşamın bir parçası olarak göremedik; aldırmadılar, astılar, kestiler! Enetelektüele entel, aydına ahmak deyip değersizleştirdiler, aşağıladılar. Sonra da dönüp, pişkin bir ikiyüzlülükle gençliğimize, gençlerimize apolitik diyerek alçaldılar, yüzsüzleştiler.

****

Önleyebileceği halde bir insanın ölmesine seyirci kalmak da cinayettir! Cinayet ise utanç vericidir ve bu utanç katillerden de uzun yaşar!

*****

O kentte politikacılar her sarhoş gibi yalnızca kendi seslerine kulak verir ve her şeyi dünyanın geri kalanından daha iyi bildiklerine safça inanır, bağırarak konuşurlardı.

***

Film bittiğinde sokağa çıkarsın ve birden bire her şey eski boyutlarına döner. Kendi filmin dışındakilere de bak aynada! Bil ki sanat seni iyileştirir!

***

Kendi türünü kendinden koruyamayan insan, tek bir tohumla yenilenebilen ‘doğayı’ değil sadece kendi türünü yok edebilir.
İnsan türü doğanın “katli” ya da “yaşatılması” konusunda kendini çok fazla ciddiye alırken, ‘doğa’ için son ot parçası insandan daha değerlidir.

***

Yoksulların çocuklarını eğitmeyin. Onları testlerle, sınavlarla eğlendirin; yarışsınlar, kazansınlar, kaybetsinler ama öğrenip de istemesinler!

Agah Aydın

Bu söz sayfada yayınlandıktan 5 saat sonra aşağıdaki notu yazıya eklemek zorunda kaldık!
Not: “Yukarıdaki sözde eğitim sistemiyle dalga geçilmektedir.” Nasrettin Hoca gibi bir mizah ustasının, Oğuz Atay gibi parodik, ironik eserler veren söz ustalarının, romancıların olduğu bir ülkede bu notu yazmak zorunda kalmak, eğitim sistemimizin içler acısı bir noktaya geldiğini göstermesi açısından gerçekten çok acı!

 

 

 

 

 

 

 

 

 

——————————————————————————————Psikoterapi -den Edebiyat -a aforizmalar – psikoterapi-psikoterapist-terapi-terapist